ÇANAKKALE’DEN KARABAĞ’A UZANAN KARDEŞLİKİKİ DEVLET, BİR MİLLET
Çanakkale Savaşı, Türk milletinin varlığını, vatanını ve bağımsızlığını korumak için verdiği en büyük mücadelelerden biridir.
Birinci Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri, Osmanlı topraklarını paylaşmak amacıyla birleşerek Çanakkale’ye saldırdı. Türk ordusu, yedi düvele karşı çok çetin bir mücadele verdi. Ordumuzun silah ve mühimmat imkânları sınırlı, askerî imkânları düşmana göre yetersizdi. Buna rağmen Mehmetçik, vatanını savunmaktan bir an olsun geri durmadı.
Çanakkale’de savaşın ağırlaştığı günlerde gençler, hatta eğitim çağındaki çocuklar bile vatan savunmasına koştu. Bir milletin bütün fertleri cepheye yöneldi. Çünkü ortada yalnızca bir savaş değil, vatanın ve bağımsızlığın varlık mücadelesi vardı.
Bu büyük mücadeleye yalnızca Anadolu insanı değil, gönlü Türkiye ile birlikte olan kardeş milletler de destek verdi. İslam dünyasının çeşitli bölgelerinden maddi ve manevi yardımlar ulaştı. Kardeş milletlerden gelen gönüllüler de Osmanlı ordusu saflarında mücadele etti.
Bu kardeşler arasında Azerbaycan Türklerinin de ayrı bir yeri vardır. Çanakkale’de Azerbaycan’dan gelen gönüllülerin Türk askerleriyle omuz omuza mücadele ettiği bilinmektedir. Bugün Çanakkale Şehitliği ve savaşın tarihî kayıtları incelendiğinde, farklı coğrafyalardan gelerek Anadolu’nun savunmasına katılan ve burada şehit düşen Müslümanların izlerini görmek mümkündür.
Bu durum bize şunu göstermektedir: Türk milleti zor zamanında yalnız kalmamıştır. Gönül coğrafyasındaki kardeşleri, imkânları ölçüsünde Türkiye’nin yanında yer almıştır.
AZERBAYCAN İLE TARİHTEN GELEN KARDEŞLİK
Türkiye ile Azerbaycan her ne kadar bugün iki ayrı devlet olsa da aynı milletin evlatlarıdır. Aralarındaki kardeşlik yalnızca günümüzde ortaya çıkmış bir anlayış değildir. Bu bağın kökleri yüzyıllar öncesine uzanmaktadır.
Tarih boyunca iki kardeş halk birbirinin zor gününde yardımına koşmuştur. Elbette bu kardeşliğin arasına zaman zaman fitne sokmak isteyenler olmuştur ve bugün de olmaya devam etmektedir. Fakat araya kim ne kadar fitne sokmaya çalışırsa çalışsın, milletlerimizin gönül bağını koparmaya gücü yetmemiştir.
Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesi bunun en önemli örneklerinden biridir.
AZERBAYCAN’IN İLK BAĞIMSIZLIK DÖNEMİ
Azerbaycan, 28 Mayıs 1918’de Mehmet Emin Resulzade başkanlığındaki Azerbaycan Milli Şurası tarafından bağımsızlığını ilan etti. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, Müslüman dünyada demokratik ve parlamenter yönetim açısından önemli bir öncü devlet olarak tarihe geçti. Kadınlara siyasi haklar verilmesi de dönemin önemli gelişmelerinden biriydi.
Ancak bu bağımsızlık uzun sürmedi. 1920 yılında Bolşevik işgaliyle Azerbaycan Sovyetler Birliği yönetimine girdi ve Azerbaycan halkı yaklaşık yetmiş yıl Sovyet yönetimi altında yaşadı.
Fakat Azerbaycan Türkleri bağımsızlık düşüncesini hiçbir zaman unutmadı.
KARANLIK OCAK VE YENİDEN BAĞIMSIZLIK
Azerbaycan halkının bağımsızlık isteği özellikle 20 Ocak 1990’da Sovyet ordusunun Bakü’ye müdahalesiyle daha da güçlendi. Sovyet birliklerinin sivillere yönelik müdahalesi Azerbaycan halkında büyük bir tepkiye ve bağımsızlık iradesinin güçlenmesine yol açtı.
Sovyetler Birliği dağılma sürecine girerken Azerbaycan Yüksek Konseyi 30 Ağustos 1991’de bağımsızlık kararını aldı. 18 Ekim 1991’de ise “Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Devlet Bağımsızlığı Hakkında Anayasa Akti” kabul edilerek bağımsızlık yeniden tesis edildi. Bu nedenle 18 Ekim Azerbaycan’ın bağımsızlığını yeniden kazandığı tarih olarak kabul edilmektedir.
Türkiye, Azerbaycan’ı 9 Kasım 1991’de bağımsız bir devlet olarak tanıyan ilk ülke oldu. Diplomatik ilişkiler ise 14 Ocak 1992’de kuruldu.
TÜRKİYE’NİN AZERBAYCAN’A DESTEĞİ
Azerbaycan’ın bağımsızlığının ilk yılları kolay geçmedi. Ülke siyasi, ekonomik ve askerî açıdan büyük sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Ermenistan’ın saldırıları ve Karabağ’ın işgali Azerbaycan’ı çok zor durumda bıraktı.
Bu dönemde Türkiye, Azerbaycan’ın yanında durdu. Azerbaycan’ın kendi ordusunu oluşturması ve askerî kapasitesini geliştirmesi sürecinde Türkiye ile askerî ilişkiler ve eğitim işbirliği de önemli bir yer tuttu.
Azerbaycan’ın bağımsızlık sürecinde önemli isimlerden biri de Ebülfez Elçibey’di. Elçibey, Azerbaycan’ın bağımsızlığı ve millî devlet anlayışının güçlenmesinde önemli rol oynadı ve 1992’de demokratik yollarla cumhurbaşkanı seçildi.
Benim Sayın Alparslan Türkeş ile birebir yaptığım görüşmede kendisinden dinlediğim hususlar da Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin o dönemdeki önemini anlamamız bakımından ayrıca değerlidir. Türkeş, Türkiye’nin Azerbaycan’ın ayakta kalabilmesi için çeşitli yollarla destek verdiğini anlatmıştı. Bu hatıra benim için Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin canlı bir şahididir.
KARABAĞ’IN İŞGALİ VE KURTULUŞU
Azerbaycan bağımsızlığının ilk yıllarında Ermenistan’ın saldırılarıyla karşı karşıya kaldı. Karabağ ve çevresindeki Azerbaycan toprakları işgal edildi. Yaklaşık bir milyon Azerbaycanlı yurdunu terk etmek zorunda kaldı.
Azerbaycan yıllarca sorunun barış yoluyla çözülmesi için mücadele etti. Ancak görüşmelerden kalıcı bir sonuç çıkmadı.
27 Eylül 2020’de başlayan savaş, Azerbaycan’ın vatan mücadelesine dönüştü. 44 gün süren İkinci Karabağ Savaşı sonucunda Azerbaycan önemli miktarda toprağını işgalden kurtardı ve 10 Kasım 2020 tarihli ateşkesle savaş sona erdi. Türkiye de bu süreçte Azerbaycan’a güçlü siyasi ve manevi destek verdi.
Karabağ’ın kurtuluşu Azerbaycan için yalnızca askerî bir başarı değil, yaklaşık otuz yıllık hasretin sona ermesi anlamına geliyordu.
“BİR MİLLET, İKİ DEVLET”
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkileri en güzel anlatan sözlerden biri, merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in söylediği “Bir millet, iki devlet” sözüdür.
Bu söz, iki ayrı devletin aynı tarih, kültür, dil ve gönül bağlarıyla birbirine bağlı olduğunu ifade etmektedir.
İki ülke arasında Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, TANAP ve Bakü-Tiflis-Kars demir yolu gibi önemli projeler hayata geçirildi. 15 Haziran 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi ile Türkiye-Azerbaycan ilişkileri müttefiklik seviyesine yükseltildi.
Bu kardeşlik yalnızca devletler arasındaki anlaşmalarla sınırlı değildir. Halklarımız da birbirini kendi kardeşi olarak görmektedir.
Türkiye deprem yaşadığında Azerbaycan yardımımıza koşmuş, Azerbaycan zor günler yaşadığında Türkiye onun yanında olmuştur. Orman yangınlarından doğal afetlere kadar birçok olayda iki ülkenin insanları birbirine destek vermiştir.
ÇANAKKALE’DEN KARABAĞ’A
Çanakkale’de Türk askeri vatanını savunurken Azerbaycan Türklerinin gönlü Türkiye ile birlikteydi.
Azerbaycan bağımsızlığını yeniden kazanırken Türkiye onun yanında oldu.
Karabağ mücadelesinde Azerbaycan yalnız bırakılmadı.
Türkiye’de deprem olduğunda Azerbaycan yardımımıza koştu.
Azerbaycan zor günler yaşadığında Türkiye kardeşinin yanında durdu.
İşte bütün bunlar bize şunu gösteriyor:
Kardeşlik, sadece güzel günlerde birlikte olmak değildir. Asıl kardeşlik, zor günlerde birbirinin yanında durabilmektir.
Çanakkale’den Bakü’ye, Bakü’den Karabağ’a uzanan bu tarihî bağ, iki milletin aynı gönülden geldiğini göstermektedir.
Bugün Türkiye ve Azerbaycan iki bağımsız devlettir. Fakat millet olarak gönlümüz birdir.
İki devlet, bir millet.
Bu kardeşliğin arasına fitne sokmak isteyenler dün olduğu gibi bugün de çıkacaktır. Fakat tarih göstermiştir ki Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağı kolay kolay kopmaz.
Çanakkale’de şehit düşen Mehmetçiklerimizi, Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğrunda can veren şehitlerini ve Karabağ’ın kurtuluşu için mücadele eden kahramanları rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Türkiye-Azerbaycan kardeşliği sonsuza kadar yaşasın.
İKİ DEVLET, BİR MİLLET, TEK YÜREK.
AMİDTV.AZ
Tahir GÖRENLİ HAlk Şairi Gazeteci Ve Yazar
Kahramanmaraş Haber Merkezi Yazı İşleri Müdürü
AMİDTV.AZ’ın Türkiye temsilcisi
0